Günümüzde dijital teknolojiler hayatın her alanına girmiş durumda. Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve televizyonlar günlük yaşamın vazgeçilmez parçaları hâline geldi. Ancak ekran kullanım süresinin artması, özellikle çocuklar ve ergenlerde ekran bağımlılığı denilen ciddi bir sorunu beraberinde getiriyor. Bu yazıda ekran bağımlılığının tanımı, çeşitleri ve olumsuz etkilerini bilimsel bir bakış açısıyla ele alacağız.
Ekran bağımlılığı, kişinin dijital cihazları kontrolsüz biçimde kullanması, kullanım süresini azaltamaması ve bu nedenle günlük yaşamında akademik, sosyal ya da duygusal işlevselliğinin bozulmasıyla karakterizedir. DSM-5’te (Amerikan Psikiyatri Birliği Tanı Ölçütleri) henüz bağımsız bir tanı kategorisi olarak yer almasa da, “İnternet Oyun Bozukluğu (Internet Gaming Disorder)” adıyla benzer bir tablo tanımlanmıştır.
Çocuk ve ergen psikiyatrisinde bu durum, sıklıkla “dijital bağımlılık” veya “ekran bağımlılığı” olarak değerlendirilir.
Bağımlılık sürecinde kişi ekran karşısında geçirdiği zamanı kontrol edemez, kullanmadığında huzursuzluk yaşar, akademik performansı düşer ve sosyal ilişkilerinden uzaklaşır. Bu belirtiler klasik bağımlılık mekanizmasıyla benzer şekilde beyinde ödül sistemi üzerinden ilerler.
Ekran bağımlılığı tanısı konulurken tek bir laboratuvar testi ya da beyin görüntülemesi yeterli değildir. Tanı, klinik değerlendirme ve aileden alınan ayrıntılı öyküyle konur.
Bir çocuk veya ergenin ekran bağımlısı olduğundan şüphelenmek için şu belirtiler gözlemlenebilir:
Ekran başında geçirilen sürenin giderek artması
Kullanımı durdurma veya azaltma çabalarının başarısız olması
Aile içi çatışmaların ekran kullanımıyla ilişkili hâle gelmesi
Uyku düzeninin bozulması
Ders başarısında düşüş
Sosyal etkinliklerden kaçınma
Ekran süresi kısıtlandığında öfke, huzursuzluk veya agresyon gelişmesi
Uzman bir çocuk ve ergen psikiyatristi, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve eşlik eden psikiyatrik belirtilere göre kapsamlı bir değerlendirme yapar. Gerektiğinde depresyon, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya anksiyete gibi eşlik eden tanılar da araştırılır.
Ekran bağımlılığı tek bir tür değildir. Farklı cihazlar ve içerik türleri üzerinden gelişen bağımlılıklar kendi dinamiklerine sahiptir. Başlıca türleri şunlardır:
Çocuk ve ergenlerde en sık görülen ekran bağımlılığı türüdür. İnternet üzerinden oynanan çevrim içi oyunlar, sürekli başarı ve ödül döngüsüyle dopamin sistemini uyarır. Bu da bireyin oyun oynamadığında huzursuzluk yaşamasına neden olur.
Instagram, TikTok, YouTube gibi platformlar, “beğeni” ve “takipçi” sistemi üzerinden sürekli bir geri bildirim döngüsü yaratır. Özellikle ergenlerde benlik saygısı ve sosyal onay ihtiyacı bu döngüyle birleştiğinde bağımlılık kolayca gelişebilir.
Platformların otomatik oynatma özelliği, izleyicinin zaman algısını kaybetmesine neden olur. “Bir bölüm daha” düşüncesi, saatlerce süren ekran maratonlarına yol açabilir.
Telefonun yanında olmaması ya da şarjının bitmesi durumunda kaygı ve huzursuzluk hissedilmesi, modern çağın en yaygın belirtilerindendir. Sürekli bildirim kontrol etme davranışı bu bağımlılığın merkezinde yer alır.
Bazı bireylerde bilgiye erişim ihtiyacı kontrolsüz hâle gelir. Sürekli haber sitelerinde, forumlarda ya da Wikipedia gibi kaynaklarda gezinmek üretkenlik kaybına ve dikkat dağınıklığına neden olur.
Ekran bağımlılığı sadece psikolojik değil, fiziksel ve sosyal düzeyde de çok yönlü sonuçlar doğurur.
Dikkat sorunları: Uzun süreli ekran kullanımı, dikkat süresinin kısalmasına ve derin odaklanma becerisinin azalmasına yol açar.
Anksiyete ve depresyon: Sosyal medyadaki karşılaştırmalar, mükemmeliyetçi algılar ve “kaçırma korkusu” (FOMO) depresif belirtileri artırabilir.
Öfke ve dürtüsellik: Özellikle oyun bağımlılığında dürtü kontrolü zayıflar, sabır eşiği düşer.
Uyku bozuklukları: Mavi ışık melatonin salgısını azaltarak uykuya dalmayı zorlaştırır.
Göz kuruluğu, bulanık görme ve baş ağrısı
Duruş bozuklukları, boyun ve sırt ağrıları
Hareketsizlik nedeniyle kilo artışı ve kas-iskelet problemleri
Uyku yoksunluğuna bağlı yorgunluk
Aile içi iletişimde azalma, çatışmaların artması
Okul başarısında düşüş, dikkat dağınıklığı
Gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve yalnızlaşma
Hobilerin ve fiziksel aktivitelerin yerini ekranın alması
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ekran süresi konusunda yaşa göre önerilerde bulunur:
2 yaş altı: Ekran önerilmez.
2–5 yaş arası: Günlük en fazla 1 saat ve ebeveyn eşliğinde.
6 yaş ve üzeri: Günlük toplam 2 saati geçmemelidir (ders dışı).
Ancak bu süre kadar, ekranın ne amaçla kullanıldığı da önemlidir. Eğitim, iletişim veya üretkenlik amaçlı kullanımlar bağımlılık riski açısından farklı değerlendirilir.
Ekran bağımlılığı tedavisi, sadece “ekranı yasaklamak” anlamına gelmez. Etkili bir yaklaşım için bireysel, ailesel ve çevresel müdahaleler gerekir.
Ailelerin ekran bağımlılığının mekanizmasını anlaması, çocuğun davranışlarını yargılamadan desteklemesi önemlidir. Ortak ekran kuralları belirlenmelidir.
Bilişsel davranışçı terapi, bağımlılık yapan davranışın altında yatan düşünce kalıplarını değiştirerek uzun vadeli iyileşme sağlar. Çocuk ve ergen psikiyatristleri tarafından uygulanabilir.
Sanat, spor, müzik ve sosyal aktiviteler ekran kullanımına alternatif sağlamak için güçlü araçlardır.
Ebeveynlerin kendi ekran sürelerini dengelemeleri, çocuk için en güçlü öğrenme biçimidir. “Gözlemleyerek öğrenme” çocuk psikolojisinde temel bir mekanizmadır.
Ekran bağımlılığı, modern çağın en görünmez fakat en yaygın sorunlarından biridir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen bu davranış kalıpları, erken fark edilmezse ilerleyen yaşlarda daha ciddi psikolojik sonuçlara yol açabilir.
Sağlıklı sınırlar, ebeveyn farkındalığı ve uzman desteği ile ekran kullanımı yeniden dengelenebilir.
Eğer çocuğunuzun ekran kullanımında kontrol kaybı, öfke veya akademik düşüş gibi belirtiler gözlemliyorsanız, Antalya’da çocuk ve ergen psikiyatristi Doç. Dr. Arif Önder olarak profesyonel destek için başvurabilirsiniz.